“Hâlbuki ‘kurban’, kelime anlamı itibariyle ‘feda etmek, feragat etmek’ anlamına geliyor. Bir pratik nasıl oluyor da anlamından bu kadar yoksun ve azade olabiliyor?” Hilal Büşra Akşeker yazdı.

Ben varım. Evet varım diyorum.
Çünkü; var olmanın ilk hali sessizlikten gelen çığlığa kulak vermektir. Bu çığlık en çok böylesi topluca yapılan katliamlarda daha da duyulur oluyor. Bazen bir gün bazen de iki gün boyunca bir odada kalarak bu sürecin geçmesini bekliyorum.
Dışarı çıkarken gördüğüm görüntüler ve duyduğum sesler var olmanın verdiği ıstırabı daha da artırıyor. Masum olanların egemenler ve iktidar sahipleri tarafından can vermesi beni çok çaresiz hissettiriyor. Birileri günah çıkarmak için birilerini canından ediyor. Hâlbuki ‘kurban’, kelime anlamı itibariyle ‘feda etmek, feragat etmek’ anlamına geliyor. Ancak kendini egemen ilan eden ve tahakküm kuran insan, her şeyi kendi çıkarları doğrultusunda anlamış ve öyle pratiğe dökmeye devam ediyor.
Oysaki kısaca ‘BAYRAM’; neşe, huzur, mutluluk, sessizlik manasında kullanılmıştır ve pati- (geri, tekrar) ve rāma- (sükûn, barış ve mutluluk) kelime köklerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
Bir pratik nasıl oluyor da anlamından bu kadar yoksun ve azade olabiliyor? Bayramı; tüm bu soruların ızdırabıyla, ezâ’nın sesizliğinden gelen sorumlulukla ve ezâ görenlerin çığlıklarını duyarak geçiriyorum.





Bir Cevap Yazın