Türkiye’nin en tanınmış radyo programcılarından Nihat Sırdar, 1993 yılından bu yana farklı radyolarda hazırlayıp sunduğu programlarla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Best FM, Alem FM ve Show Radyo’da uzun yıllar yayın yaptıktan sonra 2019 yılında kuruluşunda yer aldığı Kafa Radyo’da yayına devam ediyor.
Radyo yayıncılığının dijitalleşmeyle birlikte dönüşüm geçirdiği bir dönemde, Kafa Radyo dinleyiciyle kurduğu güçlü bağ ve özgün yayın anlayışıyla dikkat çeken Sırdar ile Kafa Radyo’nun kuruluş sürecinden “Kafa ruhu”nun neyi ifade ettiğine, dinleyiciyle kurulan özel ilişkiden radyoculuğun dijital dünyadaki yerine kadar pek çok konuyu konuştuk. Özlem Akbudak’ın röportajı
Belki biraz da radyonun unutulduğu bir dönemde Kafa Radyo’yla yeniden dirilttiniz, nasıl bir süreçti?
Zor bir süreçti açıkçası. Son çalıştığımız Show Radyo’dan ayrıldıktan sonra birkaç radyoyla görüştük. Hatta biriyle anlaştık prensipte. Ancak bir süre sonra o radyonun bağlı olduğu şirket beni fazla “riskli” buldu. Başka işlerimiz bozulur demişler. Bu yüzden anlaşamadık.
Sonra kendi radyomuzu kurmaya karar verdik. Yeni bir radyo kurarken işimizin de radyoculuk olması dolayısıyla neyi yapmamız neyi yapmamamız gerektiğini çok iyi biliyorduk. Radyonun bir müzik kutusu olmadığını hatırlatmak ve içeriklerle dolu bir radyo kurduk.

Dinleyiciyle çok değerli bir bağınız var, bu bağı nasıl kurdunuz?
33 yıldır sabah akşam yayın yapıyorum. Her sabah işe, okula giderken ve akşam eve dönerken insanların kulağındayım. Onların yabancı olduğu şeylerden ziyade kendi yaşadıkları sorunlardan, onların da yaşadığı şeylerden bahsediyorum. Bu bir yakınlık oluşturuyor elbette zamanla. Bir de radyo dinleyicisi çok sadıktır. Seni seviyorsa, benimsemişse asla peşini bırakmaz. Ben kimi zaman kovularak, kimi zaman kendi isteğimle ayrılarak üç radyo değiştirdim. En sonunda kendi radyomu kurdum. Her seferinde dinleyicim benimle birlikteydi.
Ekibin yıllar içinde oluşturduğu “Kafa Ruhu” sizce neyi ifade ediyor?
Bizim Kafa Radyo’da çalıştığımız ekipte radyocu olmayan kimse yok mesleğe yeni başlayan genç arkadaşlar dışında. Yayın aracımızın şoförü Şeref Kaptan bile 15 yıldır bizimle. O da radyocu. Dinleyiciyle nasıl ilişki kuracağını, hangi durumda nasıl yayın yapacağımızı ve hazırlıklarını bilen biri. Tüm ekip radyocu olunca refleksler çok doğru oluyor. İşin ruh kısmıysa aslında bir tercih. Ben radyoculuğa ilk başladığım günden itibaren gündem üzerine mizah yapmayı tercih ettim. Türkiye gündemi malum. Aklı başında ve vicdanı olan bir insansanız ister istemez muhalif oluyorsunuz. Çünkü güç kimin elindeyse deliriyor ve yanlışlar yapıyor. O yanlışlar üzerine konuşmak veya konuşmamak bir tercih. Bizim ekip olarak tercihimiz aslında Kafa ruhu dediğiniz şeyi oluşturuyor.


Solda Kafa Radyo otobüsü ve sağda otobüsün kaptan koltuğunda Nihat Sırdar.
Dijitalleşen dünyada radyoculuğun dönüşümünü nasıl okuyorsunuz?
Dijitalleşme aslında nep radyonun lehine oluyor. Bunu kallanmayı iyi bilmek lazım. Mesela bundan 20 yıl önce radyoculuk sadece karasal yayın ve uydu yayınına mecburdu. Yani vericiyi koyarsanız bir şehire orada dinlenebiliyordunuz. Oysa şimdi internet sayesinde dünyanın her yerinde verici kurmadan dinlenebiliyoruz. Cep telefonu ve onun içine indirilebilen uygulamalarla çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyoruz. Siz radyoyu sadece müzik çalan bir kutuya indirgemez, insanlara denlemeleri için bir sebep verirseniz koşullar bence radyoculuk için çok uygun.

Kafa Radyo ekibi sahnede
Kafa Radyo’nun önümüzdeki yıllardaki hayali, hedefi ve yeni vizyonu nedir?
Biz eğer sağlıklı yayın yapmaya devam edebilirsek, işin dijital yanını da kuvvetlendirmeyi planlıyoruz. Podcast çok havalı bir isim. Biz daha kimse o işe podcast demezken zaten yaptığımız tüm programların kayıtlarını yayın biter bitmez sitemiz ve uygulamamızdan yayınlıyorduk ve halen yayınlıyoruz. Yani seri bir şekilde podcast üretiyoruz. Bu işi radyo yayınları dışına da taşımayı planlıyoruz.
Bunun yanı sıra radyonun eksik yanı yani görsellik kısmını da sosyal medya ve YouTube aracılığıyla kapatacağımız projelerimiz var. Ama asıl işimiz radyo ve her zaman ona öncelik veriyoruz.





Bir Cevap Yazın